DOLAR 46,8321 0.02%
EURO 53,5164 -0.15%
ALTIN 6.241,74-0,45
BITCOIN 29947330.49925%
Bursa
24°

AÇIK

SABAHA KALAN SÜRE

Merkez Bankası yıl sonu enflasyon tahminini açıkladı

Merkez Bankası yıl sonu enflasyon tahminini açıkladı

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, 2025 yıl sonunda enflasyonun yüzde 25 ile yüzde 29 aralığında olacağını tahmin ettiklerini belirterek, 2026 sonu için ise enflasyonun yüzde 13 ile yüzde 19 aralığına gerileyeceğini öngördüklerini söyledi.

ABONE OL
14 Ağustos 2025 12:03
Merkez Bankası yıl sonu enflasyon tahminini açıkladı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Karahan, yılın 3. Enflasyon Raporu’nun tanıtımı amacıyla İstanbul Finans Merkezi’ndeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Yerleşkesi’nde düzenlenen bilgilendirme toplantısında konuştu.

Bu enflasyon raporu itibarıyla orta vadeli tahminlerin sunulmasına ilişkin çerçevede bir değişikliğe gitme kararı aldıklarını açıklayan Karahan, “Yeni yaklaşımımızda kullanacağımız iki ana kavramın altını çizmek isterim: Enflasyon raporlarımızda açıklayacağımız tahminler ile taahhüt ve çıpa işlevi görecek olan yıl sonu odaklı ara hedeflerimiz” dedi.

Karahan, “Bir diğer ifadeyle bundan böyle, veri akışına bağlı olarak revize edebileceğimiz enflasyon tahminlerimizin yanı sıra rapor dönemleri arasında olağanüstü gelişmeler olmadığı sürece değiştirmeyeceğimiz ara hedeflerimizle karşınıza çıkacağız” ifadelerini kullandı.

Bu ara hedeflerin, orta vadede enflasyonun yüzde 5’e gittiği dezenflasyon sürecinde, daha kısa bir vadede ulaşılması taahhüt edilen yıl sonu enflasyon düzeyleri olduğuna dikkati çeken Karahan, bu bağlamda, ara hedeflerin içsel para politikası patikasını belirlerken referans olarak alınacağını kaydetti.

Karahan, böylece, kontrol ufku içerisinde enflasyonun ara hedeflere yakınsamasının sağlanacağını bildirdi.

Bu noktada para politikası kararlarının enflasyona nihai etkisinin en yüksek seviyeye ulaştığı döneme işaret eden “kontrol ufku” kavramının önemini de hatırlatan Karahan, para politikasının gecikmeli etkileri de düşünüldüğünde Türkiye için kontrol ufkunun şu andan itibaren 12 ile 24 ay arasındaki dönem olarak tanımlayabileceğini söyledi.

Karahan, son dönemde küresel ticarette tarife oranlarının açıklanmasıyla azalan belirsizliğin, küresel büyüme beklentilerini sınırlı bir miktar iyileştirdiğine işaret ederek, bu nedenle, dış talebe ilişkin varsayımları yukarı yönlü güncellediklerini aktardı.

Jeopolitik gerilimlerle tırmanan emtia fiyatlarına bağlı olarak, ham petrol ve ithalat fiyatlarına dair varsayımları da yukarı yönlü güncellediklerini bildiren Karahan, gıda fiyatları varsayımlarının bir önceki rapora kıyasla 2025 yılı için sabit kaldığını ve 2026 yılı için ise yukarı güncellendiğini belirtti.

“2025 yıl sonunda enflasyonun yüzde 25 ile yüzde 29 aralığında olacağını tahmin ediyoruz”

Fatih Karahan, tahminleri ve ara hedefleri oluştururken, fiyat istikrarı sağlanana kadar para politikasındaki sıkı duruşu sürdüreceklerini esas aldıklarının altını çizdi.

Ayrıca ekonomi politikalarındaki eş güdümün de devam edeceği varsayımını yansıttıklarını dile getiren Karahan, “Bu çerçevede, 2025 yıl sonunda enflasyonun yüzde 25 ile yüzde 29 aralığında olacağını tahmin ediyoruz. 2026 sonu için ise tahminlerimiz, enflasyonun yüzde 13 ile yüzde 19 aralığına gerileyeceğine işaret ediyor” dedi.

Karahan, küresel belirsizliklerin azalmasının ve enflasyonun daha düşük seviyelere gelmesinin etkisiyle tahmin aralığını önceki rapor dönemine göre daralttıklarını söyleyerek, bu değerlerin daha önce de paylaşılan enflasyon tahminlerini ve ilgili aralıkları yansıttığını belirtti.

Bu raporda farklı olarak, enflasyon ara hedeflerini de paylaşan Karahan, “Önceki raporlarda 2025 yıl sonu enflasyon tahminimiz olan yüzde 24 değerini, 2025 yılı ara hedefimiz olarak koruyoruz. 2026 ve 2027 yılları için ise enflasyon ara hedeflerimizi sırasıyla yüzde 16 ve yüzde 9 olarak belirledik. Enflasyonun 2027 yılında yüzde 9’a geriledikten sonra orta vadede yüzde 5 seviyesinde istikrar kazanmasını öngörüyoruz” diye konuştu.

Karahan, geçen dönemde enflasyon tahminlerinde bir değişim olması durumunda güncellemenin kaynaklarını paylaştıklarını anımsatarak, bu rapordan itibaren ise bu iletişimi yıl sonu enflasyon gerçekleşmesinin “ara hedeften farklılaşması” durumunda yapacaklarının altını çizdi. Karahan, bir farklılaşma olması halinde sapmanın kaynaklarını, takip eden yılın ilk Enflasyon Raporunda paylaşacaklarını söyledi.

Öte yandan önceki raporda, 2026 yılı “enflasyon tahminini” yüzde 12 olarak paylaştıklarını hatırlatan Karahan, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Yeni yaklaşımımız çerçevesinde, 2026 yılı “enflasyon ara hedefini” yüzde 16 olarak belirledik. Aradaki 4 puanlık farkın detaylarına baktığımızda, daha yüksek gıda fiyatları varsayımının ara hedefi 0,9 puan yukarı çektiğini görüyoruz. Ara hedef üzerinde, enflasyon ana eğilimi ve ataleti 1,9 puan, büyük oranda petrol fiyatı varsayımındaki güncellemeye bağlı olarak da TL cinsi ithalat fiyatları 1,2 puan yukarı yönlü etki yaptı. Dezenflasyon sürecinde, ara hedeflerimize ulaşmak için sıkı para politikası duruşumuzu sürdüreceğiz.”

“Temkinli duruşumuzun sürmesiyle enflasyonun önümüzdeki dönemde istikrarlı olarak gerileyeceğini öngörüyoruz”

TCMB Başkanı Karahan, para politikasında aldıkları önlemler ile yurt içi talebin dezenflasyonist seviyelerde seyretmesinin en kritik hususlardan biri olduğunu vurguladı.

Atılacak adımları, enflasyon gerçekleşmelerini, ana eğilimini ve beklentilerini göz önünde bulundurarak ara hedeflerin gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirleyeceklerine dikkati çeken Karahan, “Temkinli duruşumuzun sürmesiyle, enflasyonun önümüzdeki dönemde istikrarlı olarak gerileyeceğini öngörüyoruz. Nitekim para politikasındaki kararlı duruşumuz, yurt içi talepte dengelenme, Türk lirasında reel değerlenme ve enflasyon beklentilerindeki düzelme vasıtasıyla dezenflasyon sürecini desteklemeye devam edecek” dedi.

Karahan, beklentilerin düşüş eğilimini sürdürmesi ve hizmet enflasyonundaki düşüşün de devam etmesiyle birlikte, enflasyonun ana eğilimindeki gerilemenin 2025 yılının geri kalanında da süreceğini belirterek, maliye politikalarının eşgüdümünün de bu sürece katkı sağlayacağını söyledi.

Özetle, para politikasındaki sıkı duruşu, fiyat istikrarı sağlanana kadar kararlılıkla sürdüreceklerinin altını çizen Karahan, politika faizini, öngördükleri dezenflasyon sürecinin gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirlediklerini belirtti.

Karahan, bu süreçte enflasyon gerçekleşmelerini, ana eğilimi ve enflasyon beklentilerini göz önünde bulundurduklarını dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Politika faizine ilişkin atılacak adımları ve bunların büyüklüğünü, enflasyon görünümü odaklı, ihtiyatlı ve toplantı bazlı bir yaklaşımla aldığımızın altını bu vesileyle çizmek isterim. Enflasyonda belirgin ve kalıcı bir bozulma öngörmemiz durumunda, tüm para politikası araçlarını etkili bir şekilde kullanacağız.”

Karahan, “Merkez Bankamızın tarihinde derin izler bırakmış dört kıymetli ismi; Sayın Rüşdü Saracoğlu, Sayın Hasan Ersel, Sayın Süreyya Serdengeçti ve Sayın Ercan Kumcu’yu kaybetmenin üzüntüsü içindeyiz. Her biri farklı dönemlerde, farklı sorumluluklarla Bankamız çatısı altında çok kıymetli hizmetlerde bulunmuştur. Kendilerini bir kez daha rahmetle anıyorum. Sevenlerine ve Merkez Bankamız camiasına başsağlığı diliyorum” dedi.

Sıkı para politikasının sonuçlarını kademeli bir şekilde almaya devam ettiklerini belirten Karahan, yurt içi talebin yavaşlama seyrini sürdürdüğünü ve talep koşullarının dezenflasyonist etkisinin arttığını aktardı.

“Önümüzdeki dönemde de tüm para politikası araçlarını kararlılıkla kullanmaya devam edeceğiz”

Karahan, 2024 yılı haziran ayından bu yana enflasyondaki düşüşün kesintisiz bir şekilde devam ettiğini, enflasyonun ana eğilimine ilişkin göstergelerin de bu durumu desteklediğini dile getirerek, “Fiyat istikrarının sağlanması yolunda aldığımız mesafeyi önemsiyoruz. Bu amaç doğrultusunda, önümüzdeki dönemde de tüm para politikası araçlarını kararlılıkla kullanmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Küresel ticaret politikalarındaki son dönem belirsizliğin ikili anlaşmalar ile bir miktar azalsa da yüksek düzeyini koruduğunu söyleyen Karahan, “Bilindiği gibi, anlaşmalar önceki açıklamalara kıyasla daha düşük tarife oranları üzerinden yapıldı. Bununla birlikte, sektörel ölçekte açıklanan yüksek tarifeler yürürlükte kalmaya devam ediyor” dedi.

Karahan, birçok ülke ve sektöre ilişkin belirsizliğin de sürdüğünü vurguladı.

Ayrıca jeopolitik risklerin de küresel ekonomik görünüm üzerinde etkili olmaya devam ettiğini kaydeden Karahan, söz konusu belirsizlik ve risklerin küresel iktisadi faaliyete dair beklentiler üzerindeki olumsuz etkilerinin de hala hissedildiğini dile getirdi.

Karahan, belirsizliğin son dönemde bir miktar azalmasının ise küresel büyüme görünümünde sınırlı bir iyileşmeye neden olduğunu belirtti.

Bununla birlikte, büyüme beklentilerinin halen ocak ayı değerlerinin altında kaldığını ifade eden Karahan, enerji emtia fiyatlarının geçen rapor dönemine göre jeopolitik gelişmeler kaynaklı olarak bir miktar arttığını bildirdi.

Zayıf talep koşulları ve üretim artışlarının ise bu dönemdeki yukarı yönlü hareketi sınırlayan faktörler olduğunu aktaran Karahan, şöyle devam etti:

“Enerji hariç tarafta ise endüstriyel metal fiyatlarında gümrük tarifelerinin etkileri ile artışlar gözlemledik. Ekonomilere göre farklılaşan dinamiklere rağmen, faiz indirim süreçleri nisan ayı sonrasında da ülkeler genelinde devam etti. Bununla birlikte, enflasyon ve büyüme görünümlerine bağlı olarak indirim hızları değişebiliyor. Bu bağlamda, politika faizi beklentileri ve fiyatlamalarında da her iki yönde hareketler görebiliyoruz. Yüksek borçluluk nedeniyle son dönemde tahvil getirileri ile ilgili risk algısı göreli olarak arttı. Diğer taraftan, hisse senedi piyasaları küresel ölçekte olumlu bir performans gösteriyor. Bu çerçevede, portföy tercihlerinin hisse senetlerine yöneldiğini görmekteyiz. Yurt içi görünüme geçmeden önce özetlemek gerekirse, küresel belirsizlik bir miktar azalmakla birlikte küresel ekonomik görünüm ve finansal piyasalar üzerinde etkili olmaya devam ediyor.”

“Yılın ilk çeyreğinde finansal koşullardaki sıkılığın devamı ile yurt içi talep zayıfladı, dış denge ise iyileşti”

Karahan, sıkı para politikasının hedeflenen bir sonucu olarak, talep kompozisyonundaki dengeli seyrin devam ettiğini vurguladı.

2025 yılının ilk çeyreğinde özel tüketimin yıllık büyümesinin yavaşladığına dikkati çeken Karahan, şu değerlendirmelerde bulundu.

“Sıkılaştırma öncesi döneme kıyasla bakıldığında, özel tüketimin büyümeye katkısının belirgin olarak gerilediği görülüyor. Keza net ihracatın yıllık katkısı da artık daha dengeli bir resim sergiliyor. Talep kompozisyonundaki normalleşme, büyüme verileri çeyreklik bazda incelendiğinde de açıkça görülüyor. İlk çeyrekte özel tüketim gerilerken, ihracatın artması ve ithalatın düşmesi sonucunda net ihracatın büyümeye katkısı pozitif oldu. Bu çerçevede, yılın ilk çeyreğinde finansal koşullardaki sıkılığın devamı ile yurt içi talep zayıfladı, dış denge ise iyileşti.”

Karahan, ikinci çeyreğe ilişkin verilere bakıldığında ise sanayi üretim endeksindeki artışın yavaşladığını söyledi.

Tipik oynaklık sergileyen sektörler dışlandığında ise sanayi üretiminin çeyreklik bazda sınırlı olarak gerilediğini ifade eden Karahan, hizmet üretim endeksinin de ilk çeyrekteki yükselişi sonrasında mayıs ayı verilerine göre ikinci çeyrekte sınırlı olarak azaldığını bildirdi.

Karahan, benzer bir eğilimin inşaat üretim endeksinde de görüldüğünü, özetle, ikinci çeyrekte üretim göstergelerinin genel olarak ılımlı seyrettiğini belirtti.

İlgili bir gösterge olarak, imalat sanayisinde kapasite kullanım oranının da ikinci çeyrekte yataya yakın seyrettiğini, oranın temmuz ayında ise bir önceki aya ve önceki çeyrek ortalamasına göre gerilediğini söyleyen Karahan, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Buna göre, sanayide kapasite kullanımı son bir yıldır geçmiş dönem ortalamasının altında seyrediyor. İş gücü piyasasına bakıldığında, manşet işsizlik oranı ikinci çeyrekte bir miktar artmakla birlikte halen geçmiş dönem ortalamalarının oldukça altında. Öte yandan, geniş tanımlı göstergeler içerdikleri farklı dinamiklere bağlı olarak yüksek seviyesini koruyor. Bu çerçevede, ilan başına başvurulara dair derlediğimiz veriler de bir artışa işaret ediyor. Burada, 2018 yılındaki sıkılaştırma dönemine yaklaşan bir görünüm mevcut. İş gücü piyasasını değerlendirirken, bahsettiğim göstergeleri de kapsayan ve daha geniş kapsamlı olan bir veri setine bakmak önemli. Nitekim işsizlik oranı gibi temel göstergelerle diğer iş gücü göstergeleri zaman zaman farklı sinyaller verebiliyor. Grafikte, birçok iş gücü piyasası göstergesinden yararlanılarak oluşturulan ve bütüncül bir görünüm sunan Bileşik İşgücü Piyasası Endeksini görüyorsunuz. Endekste görülen bir artış yıllık bazda iş gücü piyasasında sıkılaşmaya, azalış ise gevşemeye işaret ediyor. Buna göre endeks, iş gücü piyasasında sıkılığın, işsizlik oranının ima ettiğinden daha az olduğunu gösteriyor.”

Karahan, ikinci çeyrekte, yurt içi talepte ivme kaybı sürdüğünü belirtti.

Perakende satışların altın hariç tutulduğunda daha ılımlı seyrettiğini ifade eden Karahan nitekim endeksin altın hariç artışı ikinci çeyrekte önceki çeyreğe kıyasla yavaşladığını bildirdi.

Karahan, perakende satışlarda da ivme kaybı devam ettiğini, altın hariç olarak ise bu görünüm daha da belirgin olduğunu vurguladı.

Kartla yapılan harcamaların ikinci çeyrekte arttıktan sonra temmuz ayında da sınırlı olarak yükseldiğini aktaran Karahan, trendden sapma olarak bakıldığında da verilerin kartla yapılan harcamalardaki söz konusu ivme kaybını teyit ettiğini dile getirdi.

Son yıllarda tüketicilerin ödeme tercihlerindeki dönüşüm dikkate alınarak kart kullanım eğilimine göre düzeltilmiş verilerin özel tüketimin seyriyle daha uyumlu olduğunu belirten Karahan, bu veriler kullandığında tüketim harcamalarındaki ivme kaybını daha net gördüklerini söyledi.

“İktisadi Yönelim Anketi verileri de parasal sıkılaştırmanın etkisiyle iç talepte gerçekleşen dengelenme ile uyumlu”

Karahan, “İktisadi Yönelim Anketi verileri de parasal sıkılaştırmanın etkisiyle iç talepte gerçekleşen dengelenme ile uyumlu. Nitekim, imalat sanayi firmalarının kayıtlı iç piyasa siparişlerinin, geçmiş dönem ortalaması etrafında seyrettiğini görüyoruz” diye konuştu.

Talebe ilişkin verilerin bir bütün olarak, ikinci çeyrekte talep koşullarının enflasyonu düşürücü etkisinin arttığını gösterdiğini ifade eden Karahan, şöyle konuştu:

“Farklı yöntemlerle hesapladığımız çıktı açığı göstergelerinin ortalaması, yılın ilk çeyreğinde nötre yakın negatif bir seviye ima ediyor. Yılın ikinci çeyreğinde de negatif bölgede ilerleyen bir çıktı açığı görünümü var. Dolayısıyla, finansal koşullardaki sıkılığın devamı ile talep koşullarının, bu dönemde dezenflasyonist patikayla daha uyumlu hareket ettiğini görüyoruz. Yılın geri kalanında da bu görünümün korunacağını öngörüyoruz. İktisadi faaliyet kapsamında, son olarak cari açığa da kısaca değinmek isterim. Cari açık ikinci çeyrekte bir miktar artmakla birlikte iç talep görünümü ile uyumlu bir şekilde ılımlı seyretti. Detaylara bakılacak olursa, son dönemde ticaret politikalarına ilişkin belirsizliklere ve zayıf seyreden küresel talebe rağmen, ihracat artışını sürdürdü. İlk çeyrekte gerileyen ithalat ise ikinci çeyrekte arttı. Bu gelişmede, söz konusu belirsizliklere bağlı olarak öne çekilen talebin de etkisi oldu. Avro/dolar paritesindeki yükseliş ise dış ticaret ve hizmetler dengesine olumlu yansıdı.”

Karahan, temmuz ayına ilişkin geçici verilerin dış ticaret dengesinde iyileşmeye işaret ettiğini söyledi.

Bu görünüm altında, cari açığın millî gelire oranının ikinci çeyrekte yüzde 1,3 civarında olduğunu tahmin ettiklerini bildiren Karahan, 2025 yılında bu oranın uzun dönem ortalamalarının altında kalmaya devam edeceğini öngördüklerini aktardı.

Karahan, diğer taraftan, cari açık üzerinde enerji fiyatları ve küresel ticaret politikaları kaynaklı yukarı yönlü risklerin canlılığını koruduğunu dile getirdi.

“Tüketici enflasyonu temmuz ayında yüzde 33,5’e gerileyerek önemli bir düşüş kaydetti”

2024 haziran ayında başlayan dezenflasyon sürecinin finansal piyasalardaki oynaklıklara ve jeopolitik gelişmelere karşın kesintisiz bir şekilde devam ettiğini belirten Karahan, şöyle devam etti:

“Tüketici enflasyonu temmuz ayında yüzde 33,5’e gerileyerek 2024 mayıs ayındaki zirveye kıyasla 42 puanlık önemli bir düşüş kaydetti. Ağustos öncü verileri de bu eğilimin devam ettiğine işaret ediyor. Son Rapor döneminden bu yana enflasyon, tahmin ettiğimiz orta noktanın üzerinde olmakla birlikte, öngördüğümüz tahmin aralığında gerçekleşti. Enflasyon son 3 ayda üst üste piyasa beklentilerinden düşük gerçekleşse de hizmet sektöründeki atalet öngördüğümüzden yüksek seyrederek, tahminler üzerinde risk oluşturmaya devam ediyor. Ana eğilim göstergeleri, nisan ayında finansal piyasalardaki gelişmelerin etkisiyle kısmi bir yükseliş kaydetmişti. Takip eden aylarda ise göstergelerde ılımlı bir seyir izledik. Ana eğilim temmuz ayında öngörülerimizle uyumlu olarak döneme özgü unsurlarla geçici olarak yükseldi. Bu gelişmede, zamana bağlı fiyat belirleme eğilimi yüksek hizmet kalemlerindeki fiyat artışları öne çıktı. Enflasyon ana eğilimin üç aylık hareketli ortalamalarını incelediğimizde kademeli yavaşlama eğiliminin sürdüğünü görüyoruz Öte yandan, yıllıklandırılmış ana eğilimi hesapladığımızda, takip ettiğimiz altı göstergenin ortalaması, yüzde 27’nin altına işaret ediyor. Tahmin performansı görece daha iyi olan medyan enflasyon ise ana eğilimin yüzde 25 civarında olduğunu ima ediyor. Bu seviyeler tüketici enflasyonu olan yüzde 33,5 ile karşılaştırıldığında, bize dezenflasyonun süreceğini gösteriyor. Daha önce belirttiğim gibi, ağustos ayı öncü verileri de ana eğilimde kademeli yavaşlamanın devamına işaret ediyor.”

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

300x250r
300x250r

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.