Bursa
22°

AÇIK

“Mürekkep Kokusunu Ruhunuzda Hissedin”

“Mürekkep Kokusunu Ruhunuzda Hissedin”

İnsan sosyal bir canlı ve iletişim kurabilmek, duygularını aktarabilmek için konuşmaya ihtiyaç duyar. Fakat bazı zamanlarda siz de içinizi dökmek için konuşma değil de yazma ihtiyacı hissetmiyor musunuz? Hislerinizi ya da fikirlerinizi somut bir şekilde yazıya dökmek istemiyor musunuz? Evet, yazmak da konuşmak gibi bir ihtiyaç. Hatta yazar olmak istiyorsanız sizin için bir ihtiyaçtan daha fazlası bile olabilir!

ABONE OL
21 Mart 2022 09:34
“Mürekkep Kokusunu Ruhunuzda Hissedin”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Amerikalı yazar Clarence Day şöyle der:

“Kitapların dünyası, insanın en hayret verici yaratıklarından biridir. Abideler yıkılır, milletler kaybolur, medeniyetler büyür ve ölür fakat bütün bu medeniyetlerin, tekrar tekrar nasıl ortaya çıktıklarını gösteren kitapların dünyası; hala genç, hala yazıldıkları gün kadar taze, yazarlarının yüzlerce sene önce ölmelerine rağmen, hala insanların kalplerinden geçenleri anlatarak hayatlarını devam ettiriyorlar.”

Peki yazarlar neden yazar? Nasıl yazarlar? Yazarların önemi nedir?  Benim en sevdiğim yazar, yazdıklarında kendi dünyamı bulabildiğim yazardır. İyi yazarlar yaşama sık sık dokunurlar. Bazen bir kalem bütün hayatı baştan yazar. Yazmak aynı zamanda susmak, söylememek, sesini kesmek demektir, gürültüsüz haykırmaktır…

Yazarlar kendi alanları hakkındaki düşünceleri, özellikle okurlar için önemli kaynaktır. Çünkü yazar, bir yandan kendine dönerken diğer yandan topluma ve bireye önemli katkılar sağlayan fikirlerle gelişmektedir. Yazarlarımızı ve kitapları daha iyi tanınması, kitap okuyarak bilgi sahibi olunması, yazarların ve kitapların önemini anlamak için Yazar Arzu Yılmaz Dağdemir’i ziyaret ettik.

“Artık hayal ettiğim yerdeyim”

İlk kitabının çok güzel olduğunu söyleyen Dağdemir şunları söyledi:” İlk kitabım Hesap Sordum Yüreğine. Tam da fuar zamanı çıktı. Yaklaşık 3 yıl önce. Kapağını annem çizmişti. Oldukça ilginç ve güzel bir tasarım olmuştu. İlk etapta çok dikkat çekti ve hatta 2 günde stantta tüm kitaplar bitti. O yüzden yakınlarım bile alamamıştı.”

Yazar ve okuyucu olarak fuara katılmanın farklı olduğunu ifade eden Dağdemir:” Önceden hep özenerek gezerdim kitap fuarlarını. Bir gün derdim. Acaba bir gün ben de böyle yazabilir miyim? Hep yazma planım vardı ama bir türlü hayata geçirememenin üzüntüsü için içi içimi yerdi. O yüzden kitabı olan, kalemi edebiyat literatürlerinde yer alan insanlara inanılmaz hayran ve gıpta ile bakardım. Çok şükür artık hayal ettiğim yerdeyim. Şimdi fuarlarda okuyucularımla buluşup, kitap üzerine kitaplarımdaki karakterler üzerine uzun uzun konuşma fırsatları bulabiliyorum.” dedi.

“Duydukça hissediyorsun, hissettikçe yazıyorsun”

Bugün yazılarına baktığında değişiklik görmediğini söyleyen Dağdemir:” Yine aynı Arzu anlatan. Mesleğim gereği şimdiye kadar hep metin yazarlığı yapıyordum. Orada belli bir konu üzerinde tabi yazdıklarınız. Ama öykülerimde başka. Karakterleri yazarken onlar oluyorum. Ağlayarak yazdığımı, gecelerce uykusuz gezdiğimi çok bilirim. Karaktere bürünebildiğiniz zaman çakralarınız açılıyor. Onlar gibi düşünüp, onlar gibi yaşıyorsunuz ve de sonuca daha iyi ulaşıyorsunuz. Buda yazarken şekillenen bir şey benim kalemimde. Duydukça hissediyorsun, hissettikçe yazıyorsun.” diye ifade etti.

“Kitap çıkartmak hep hayalimdi”

Konu seçmiyorum. Konu beni buluyor diyen Dağdemir:” Bazen bir okuduğum haberde, çevrende, gözlemlerinde içine dokunan. Ruhunda iz bırakan her şey konun olabiliyor.” dedi.

Kitap çıkartmanın hep hayali olduğunu söyleyen Dağdemir şunları söyledi.” Hala da hayalimde bir çok kitap var. Ama ülkemiz koşullarında inanın artık yazmak da çok zor, yayınlamak da. Kazanç sağlamayı aklınızdan geçirmeyin bile. Size ulaşan, sizden kitap talep eden o kadar çok insan oluyor ki. Bunların içinde gerçek okuyucuları bulduysanız sizden şanslısı yok. Sizin kendi kitabınızı satın alıp, kargo ödeyerek gönderdiğiniz okuyucular arasında onları hiç okumadan doğrudan ikinci el kitap diye sahaflara satan o kadar çok emek hırsızı var ki. Ama tesellim çok iyi gerçek okuyucularımın da olması. İnternetten satın alıp, yurt dışından bana ulaşan okuyucularım bile var. Sosyal medyanın güzel yanını tam da bu nokta da yaşıyorum işte. Bana ulaşan, yazan her bir okuyucuma tek tek cevap veriyorum onlarla iletişimi kopartmıyorum. Bu da beni mutlu ediyor.”

“Acele etmeden sindire seve”

Bir yazar için zaman kısıtlamaması olmadığını ifade eden Dağdemir.” Zira yazmak için dolman doyman lazım ki kalemine dökülsün.  Yazar tıkanması denilen bir şey de var sonra. Öyle bir an geliyor ki kelimeler köreliyor harfler kararıp kalıyor zihninizde. O zaman bol temiz hava ilacınız oluyor. O yüzden akılına bırakarak yazıyorum ben. Acele etmeden sindire seve.” dedi.

“Islanmadan yüzülmüyor değil mi?”

Dağdemir:” Okurlarımı çok seviyorum. Okuyorlar ve okumaları için etraflarına destek oluyorlar. Yazmak isteyenler de var aralarında. Lütfen kendilerine bent vurmasınlar ve iyi kötü demeden hep yazsınlar. Sonuçta ıslanmadan yüzülmüyor değil mi?” dedi ve ekledi. “Günümüzde okuyan insanlar azalıyor. İnsanlar daha çok filme diziye çevrilen kitapları tercih ediyor. Ama yazarın dünyası ile senarist dünyası o kadar ayrı ki… o yüzden lütfen kitap alın diyorum herkese. Mutlaka sayfalara dokunun ve öncelikle kağıt mürekkep kokusunu ruhunuzda hissedin. Sonrası zaten bağımlılık yapacaktır.”

HABER : MEDİNE MEN

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

300x250r

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.